About

İnsanlar uçamadığımı zannediyorlar, aslında uçabiliyorum ama daha iyi koşabiliyorum. /
İletişim için; missmathilda11@gmail.com
ya da thisisfrommathilda.blogspot.com

Search for content

~ Arizona - Kings Of Leon

Bir şarkı yine sizin yerinize konuşur.

~ Iskaladık Birbirimizi - Redd

Bir şarkı sözleriyle, bazı anıların özetini geçer, yeniden vizyona sokar. Siz de binlerce kez izlediğiniz bu kısa filmin repliklerini, oyuncularını, senaryosunu ezbere bilmenize rağmen, aynı yerlerde kendinizi bırakıverirsiniz. Oysa ki, bu sefer olmayacak demiştiniz bile başında. Bu sefer asla. Ama bir üstat da demişti ya; ”-Gidemem artık oraya- dediğim yere yine gittim.” diye. Bu da öyle bir şeydi işte.

~ When I'm Small - Phantogram

İlk olarak bir önceki postumda paylaştığım şarkının değerini bilmemiş gibisiniz, döverim.

Bu şarkıya da öyle yapmayın, ayıp. Paylaşmayı seven insanların en büyük mutluluğudur; paylaştıklarının başkalarını mutlu etmesi. Sooo, show it diyorum ve gidiyorum.

~ Full Circle - Half Moon Run

Duyar duymaz, -ay bu ne sevimlisi bir şarkı imiş- dedirtecek cinsten.

~ De Cara A La Pared - Lhasa De Sela

Bu güzel kadının değerini bilin. Şarap gibi.

~ Vaporous - Elsiane

”Kahrolası göğsümün ortasında sıkılmış bir yumruk gibi duran Kara Deliği dolduracak başka bi bok bulamadım bugüne dek, çünkü yok.”

Bir şarkı ve bir klipten bahsedeceksek eğer, favori atım bellidir.

~ Another Night In - Tindersticks

Yapma yahu. Bu kadar da değil. Havayı burnundan çekip, ağzından vermek mi nefes almak? Bu kadar basit mi? Elinde fotoğraf makinası, beni hep olağanın dışında, en iyi çıkan sol profilden değil de başka yerden yakalamalısın. Gitmek istediğinde, ben gidiyorum diyerek kapıyı gümletmelisin. Odaların içine saklanıp, yokmuş hissini verip, benim gitmemi bekleyerek değil. Korkma, yürü üstüme, kavga et benimle. İstediğin şekilde çık karşıma. Sigara yüzünden bıyıkları sararmış, kahvede oturan, yaşlı amcalar gibi tavla atalım istersen. Ya da yılların eskitemediği iki dost gibi, açıp rakımızı, koyup mezemizi, yanımıza Müzeyyen’i de alıp dertleşelim. Sözlüğüm ol, sözlüğün olayım. Bir gün gerçek, bir gün mecaz. Ama sakın susma. Ne kadar uzun ya da kısa olduğu önemli değil cümlelerin. Yazarken bile susma. Bu, inan kötülük olur.

~ Winter is Coming - Radical Face

Kış’ın gelmesini çok istiyoruz. Botlarımız, atkımız, eldivenlerimiz hazır. Hayalkırıklarımız da. Çünkü biz, en çok Kış günleri hayalkırıklığına uğramayı severiz.

-Bu şarkı adı üstünde. Game of Thrones muhabbetini geçin. Radical Face diyor ki; Winter is coming.-

Uyumadan önce iyi gidiyor imiş.

Bu şarkı çalarken kendimi Nevada yollarında ve arabanın içinden kafamı çıkartıp saçlarımı rüzgara bırakmış gibi hissediyorum. Yüzümdeki aptal gülümseme ve -vuhoo- diye bağırışlarım da buna ek olabilir. Ve şarkıyı çalan baterist benmişcesine ellerimin komik hareketleriyle şarkıya eşlik ettiğimi.

Paula Frazer’in ve bu şarkısının değerini bilin.

Seninle gelmiştim bir keresinde, gittiğin yere. Gezdirmiştin beni, içmiştik, müzik dinleyip, bol bol deniz ve kum’un tadını çıkarmıştık. Gece yürüyüşlerimiz vardı, bir de sohbetlerimiz. Gülmüştük bolca, hüzünlenmiştik de ara sıra. Çılgınlıklarımız da cabası. Onlara göre orada değildim. Göremezlerdi, haklılar. Ama yanındaydım. Bunu bir sen, bir ben bilirdik. Bana tüm güzellikleri, güzelliğinle, güzel sözlerinle anlatmıştın. Paylaşmıştın. Güzeldi, hem de çok güzeldi.

Buralar? Buralar da güzel, hem de çok güzel. Bazen çok sessiz, bazen de şen. En çok hangisini tercih ettiğimi bilirsin. Bilir misin?

Şimdi söyle bana; şu yüzüme vuran mehtap, az önceki güneşin batışı, bir saat önceki serin rüzgar, iki saat önceki sıcak kum, sekiz saat önceki mis deniz, bir gün önceki yağmur, iki gün önceki leylekler, on gün önceki içkim ve sigaram, her gün bana eşlik eden müziğim..onların da mı hatırı yok? Ey güzel insan, beni bırak, onların da mı?

-Benim kelimelerim yetmediğinde, bu güzel kadın ve şarkıları yetişir imdadıma ve yazımın sonuna da en çok bu şarkısı yakışır-

(Kaynak: Spotify)

~ September When It Comes - Rosanne Cash

*Bir kocaman Eylül sevgisidir ki içimdeki.

Eylül; sen ne güzelsindir senin değerini bilene, seni gerçekten bilene.

Ağustos kıskanır seni zaten, son gününe kadar harcar kendini ama nafile.

Adın gözükecek bir kere takvimlerde Eylül diye.

*Nasıl bir sevgi ki, dün bana bunları yazdırdı. Aslında, ben bilirim ya kendimi, hani sen de seni bilirsin. Hani şu -ciğerini bilmek- meselesi. Neden bu kadar çok sevdiğimi bilirim. Aynanın karşısında, kendime bakıp diyorum ki; ciğerini bilirim be ben senin!

Eylül’e girdiğimiz şu saatlerde aklıma başka bir şarkı gelemezdi.

Şarkı da iyi tabi ama ben özellikle klibe dikkat çekmek istiyorum.